İnsan aşka o denli saplanır ki sevdiğini bile aldatır.
Human get stuck in love so deep that can cheat on beloved one.
26 Ocak 2011 Çarşamba
006
Nerde, ne zaman ve ne şekilde doğmak istendiğin sana sordular mı?
Did they ask you where, when and how would you like to born?
Did they ask you where, when and how would you like to born?
23 Ocak 2011 Pazar
005
Dünya o kadar kirli ki temiz kalmak bile acı veriyor.
The world is so dirty, even being clean hurts.
The world is so dirty, even being clean hurts.
004
Kendisini arayan bir ayna, kendisini asla bulamaz.
A mirror which looks for itself, can never find itself.
A mirror which looks for itself, can never find itself.
003
İhanet plastik gibidir. Senelerce yok olmaz.
Betrayal is like plastic. It won't get destructed for ages.
Betrayal is like plastic. It won't get destructed for ages.
002
Cehenneme böyle mi hazırlanıyorsun ?
Are you preparing to hell like this?
Are you preparing to hell like this?
001
Öldürüyorum, öyleyse varım!
I kill, therefore I exist!
I kill, therefore I exist!
21 Ocak 2011 Cuma
Kulaklık / Headphones
Dünya çok gürültülü bir yer. Uzaydan farklı. Bir benzer yanı var. Çığlığını kimse duyamaz. Çok fazla ses var. Çok fazla yanlış ve çok fazla doğru var. Kahkahalar, hıçkırıklar, müzikler, sözler… Ama sessizlik, o kahrolası sessizlik yok! Hiçbir şeyi kontrol edemiyorsun. Kimsenin ve hiçbir şeyin uzaktan kumandasına sahip değilsin. Sen bile... Kaç kere çeneni kapatmayı beceremediğin için pişman olmadın mı?
Kulaklarına tecavüz ettiler. Hem de defalarca kez. Kulaklarını kapatmak, kulaklık takmak yetmedi. Bir kez duyduktan sonra duymaya devam edersin. Bazen sağır olmak istersin. Karmaşanın içinde güzel olanları ayıklarsın. Bazen kaçınılmaz olanlardan bile zevk alırsın.
Aslında bir sessizlik var. Kafanın içinde. Duymayı arzuladığın seslerin eksikliği. Zamanı geldiğinde hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını bilmek. Bu bile senin için yeterli değil mi?
The world is a really noisy place. It's different than space. There is one similiarity. No one can hear your scream. There is too much sound. There are so many wrongs and rights. Laughters, sobs, musics, lyrics... But silence, there is no goddamn silence! You can't control anything. You don't have to remote control of anyone and anything. Even you... Haven't you ever regret because of not shutting your mouth?
They raped your ears. And what's worse, many times. Closing your ears, wearing headphones weren't enough. Once you hear, you keep hearing. Sometimes you want to be deaf. You pick up good ones in the distruption. Sometimes you even get pleasure from the inevitable.
Actually there is a slience. Inside your head. Lack of the sounds you want to hear. Knowing when the time has come nothing is going to be same old again. Isn't that even not enough for you?
4
Evren yaşamak için uygun değildi. Bu yüzden Dünya’ya hapsoldun. Denizler nefes almak için fazla havasızdı. Bu yüzden kıtalara çıktın. Bu kadar açık alan tehlikeliydi. Bu yüzden sürekli göç ettin. Her yerde savaş vardı. Bu yüzden sınırlar çizildi ve bir ülkede yaşamaya başladın. Ülkenin her yeri aynı kalitede değildi. Bu yüzden uygun olan şehri seçtin. O şehrin her yerini beğenmedin. Bu yüzden bir mahalle belirledin. Ama yine de güvende hissetmedin. Bu yüzden bir eve sıkışıp kaldın. Evde de mutlu değildin. Ya annenle baban kavga ediyor, ya da yakınlarından rahatsız oluyor, tacize uğruyordun. 4 duvarla çevrili odanda bile. Bu yüzden etrafına 4 duvar daha ördün ve kendini içine hapsettin. Ama bir şeyi gözden kaçırdın. Yalnız değildin. Kendinden kaçamadın. En kötüsü de Dünya’dan kaçamadın. En derin kuyunda bile seni boğdular. Rüyalarına girdiler. Hayallerini vazo kırar gibi kırdılar. Ruhuna tecavüz ettiler…
Peki, şimdi ne yapacaksın?
The universe wasn't the right place to live on. That's why you got trapped in the world. Seas were too airless to breathe. That's why you step up onto continents. All of this open field was dangerous. That's why you continiously immigrated. There were wars everywhere. That's why borders are drawn and you started living in a country. Not every part of the country was in same quality. That's why you chose the suitable city. You didn't like every part of the city. That's why you designated a district. But still, you didn't feel safe. That's why you got trapped in a house. You weren't happy in the house either. Either your parents were fighting, or you were getting disturbed by your relatives, being harassed. Even in your room which surrounded by 4 walls. That's why you set up another 4 walls and you got trapped yourself in it. But you missed one point. You weren't lonely. You couldn't get away from yourself. The worst thing is, you couldn't get away from the world. They drowned you even in your deepest well. They got into your dreams. They broke your dreams like breaking vases. They raped your soul...
Now, what are you gonna do?
Issız Kutup / Deserted Pole
Üşüyorum. Küresel ısınma yok. Dünya aslında çok soğuk, belki de herkes bu yüzden şikayet ediyor. Isınanlar sessiz. Onlar mutlu ve mutluluklarını etrafa saçıyorlar. Ben onlardan etkilenmiyorum. İzlediğim belgesellerde Güneş görmek beni ısıtmıyor.
Üşüyorum. Çünkü çırılçıplağım. Bedenim buz gibi, ruhum ondan da soğuk. Dudaklarım yalnız ve kuru. Onları ısıtacak kimsem yok. Rujun, sevdiğiniz bir kızın dilinin tadı nasıldır gibi sorular sormayın bana. Size cevap vermek istemiyorum. Yalnızlık bir felaket ama bana bağış yapmayın. Bana acımayın. Beni parmakla göstermeyin. Dedikodumu yapmayın. Sadece susun. Bırakın bir tek o konuşsun. Eğer yaşıyorsa ve sesimi duyuyorsa.
Üşüyorum. Donarak ölmek, ölmenin en acısız yollarından biridir derler. Sizi hissizleştirirmiş. Soğuğun içinde boğulurmuşsunuz. Düşünmezmişsiniz ve sonunda Azrail sizi ışınlarmış. Peki, ben neden yaşıyorum? Neden ölmüyorum? Bu bir işkence ve hâlâ hissediyorum. Hâlâ bilincim açık.
Üşüyorum. Belki ağlarsam ısınabilirim. Yoğunlaşma ısı verir derler. Fakat bu yakın bir zamanda mümkün olmayacak. İnsanlar ağlamak istemiyor olabilir. Belki de ağlamanın sonunun gelmeyeceğini bildikleri için.
Üşüyorum. Ben ıssız bir kutupta bir hapishanede tutsağım. Benzerleri gibi bulunduğum yerdeki tek tutsak benim. Ben cezalandırılıyorum. Peki, ben kimi cezalandıracağım? Tanrı’yı mı? Dünya’yı mı? İnsanlığı mı? Zaten tebeşirle duvarıma geçen günleri işaretlemekten bıkmış kendimi mi?
Üşüyorum ama kimi cezalandırmam gerektiğini buldum. Evet! Yanıma geldiği zaman kollarıma kendimi bırakacağım. Neden bu kadar geç kaldın, gibisinden sorularla onu sorgulayacağım. Kendi suçlu hissedecek. Hissetmeli. Pişman olacak. Olmalı. Çünkü o da diğerleri gibi kör, sağır ve hissizdi. En azından geldi. Elleriyle gözyaşlarımı silecek. Islak gözlerimin içine bakacak ve sıcacık nefesiyle beni dudaklarımdan öpecek. Sonunda ısınmaya başlayacağım. Gözlerim kapalı ama ıslak kalmaya devam edecek. Beni tekrar ve tekrar öpecek çünkü gözyaşlarıma dayanamayacak. Belki ağlayabilir bile. Gözlerimi açacağım. O gülümseyecek tıpkı benim gibi. Onu soyacağım, üşümek neymiş öğrensin diye. Pürüzsüz teni beni ısıtacak. Kalplerimiz eriyecek ve yumuşacık olacak. Yumuşak sol göğsünün altındaki kalbini hissedeceğim. Cezalandırma bittiğinde artık teşekkür etmek ve özür dilemek isteyeceğim. Göbek deliğini hissetmek isteyeceğim. Doğduğu için teşekkür etmeliyim. Elimi daha aşağı indireceğim. Dişi olduğu için minnettar olmalıyım. Üşümeye başlayacak ve onu ısıtmam gerekecek. Gerekeni yapacağım. Konuşmayacak sadece tatlı çığlıklar atacak. Dünya’nın en şehvetli ve tatlı sesi olacak ki uzun zamandır duymayı istiyordum. Hemfikir ve mutlu olacağız. Sadece onunla konuşmak isteyeceğim. Zamanı geldiğinde aynı anda kendimizi kaybedeceğiz. Hapishanem çökecek ve dışarı çıkmamış gerekecek. Son kez harabesine bakacağız. Umarım onun da hapishanesini yıkmış olacağım. Son olmasını diledikten sonra yeni bir başlangıç yapacağız. 2 kelime ile…
Seni seviyorum ve
Artık üşümeyeceğim.
I am freezing. There is no global warming. The world actually is really cold, maybe that's everyone is complaining. Those who get warm are silent. They are happy and scattering their happiness around. I am not affected by them. Seeing the sun in documentaries I am watching doesn't make me warm.
I am freezing. Because I am completely nude. My body is like ice, my soul is even colder than it. My lips are lonely and dry. I have no one to make them warm. Don't ask me questions like, how is the taste of lipstick, the girl you love. I don't want to answer you. Loneliness is a disaster, but don't grant a compensation on me. Don't feel sorry for me. Don't show me with finger. Don't gossip about me. Just be silent. Just let her speak. If she lives and hears my voice.
I am freezing. They say, freeze to death is one of the most painless ways of dying. It'd made you numb. Ypu'd not think and in the end death angel'd beamed you up. So, why am I living? Why am I not dying? This is a torture and I can still feel it. I am still conscious.
I am freezing. I could warm up if I cry. They say, condensation warms up. But that's not gonna happen in short term. People might not want to cry. Maybe because they know there will be no end for crying.
I am freezing. I am a prisoner in a deserted pole. Such as like the others, I am the only prisoner in here. I am being punished. So, who am I gonna punish? The god? The world? The humanity? Me who already fed up with marking passing days on the wall with a chalk?
I am freezing, but I found who to punish. Yes! When see came near me, I'll fall into her arms. I'll question her with questions like why were you so late. She's going to feel herself guilty. She should. She'll rue. She should. Because she was blind, deaf and numb like the others. At least she came. She'll dry my tears with her hands. She'll look in my wet eyes and kiss me in the lips with a warm breath. Then I'll start warming up. My eyes will be shut but remain wet. She'll kiss me again and again, because she won't resist my tears. She might cry as well. I'll open my eyes. She'll be smiling just like me. I'll strip her, to show what is freezing. Her smooth skin will warm me up. Our heart will be melted and soft. Under her soft left breast, I'll feel her heart. When the punishment is over, I'll wanna thank and apologise. I'll want to feel her navel. I should be thankful because she was born. I'll lower my hand down. I should be grateful because she was female. She'll start freezing and I'll need to warm her up. I'll do what had to be done. She won't talk, but only scream sweetly. It'll be the most amorous and sweet voice in the world which I was wanting to hear for a long time. We'll be in one mind and happy. I'll only want to speak with her. When the time has come, we'll lose ourselves in the same time. My prison will be collapsed and we'll have to get out. We'll take a last look at its wreck. I hope I'll demolish her prison as well. After we'll wish for it to be the last, we'll make a new start. With 3 words...
I love you.
And I won't freeze again.
Etiketler:
aşk,
cold,
deserted,
erkek,
ıssız,
ilişki,
kadın,
kutup,
loneliness,
love,
making love,
man,
pole,
relationship,
sevişmek,
soğuk,
woman,
yalnızlık
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


