25 Aralık 2012 Salı

Canlı / Alive

Güneşle dans etmen, bana gülümsemen hoşuma gidiyor. Kokun beni cezbediyor. Koparmaya kıyamadığım, üzerine basmaktan korktuğum nadide bir çiçek gibisin. Seni solgun görmeye dayanamıyorum. Bir gün diğerleri gibi solacağını biliyorum. Ama bugün seni canlı görmek istiyorum.



I like the way you dance with the sun, smiling at me. Your smell allures me. You are like a precious flower that I can't dare to pick, I scare to step on. I can't bare to see you dull. One day I know you'll fade as like others. But today I'd like to see you alive.

13 Aralık 2012 Perşembe

T-Rex

Ne kadar güçlü, büyük ve yırtıcı olursa olsun kimse elini tutamaz T-Rex'in. Yalnızlığa mahkumdur T-Rex.


No matter how strong, big and vulturous is a T-Rex, no one can hold his hand. T-Rex is convicted to loneliness. 



Çimento / Cement

Ne kadar katılaşırsan katılaş, yaraların izi kalır ruhunda.



No matter how you get harden, the scars leave trays on your soul.

3 Aralık 2012 Pazartesi

Aralık / Doorway

Dünya ağır geldiğinde
Ve ben hafif olmak istediğimde
Kaçıp kendimi kurtarabilmem için
Bir aralık bırak benim için



When the world gets heavier
And when I want to be light
To get away and save myself
Leave a doorway for me 

29 Kasım 2012 Perşembe

İğne Deliği / Needle Hole

İğne deliğinden hayaller geçirmeye çalışmaktır hayat.



Life is trying to thread dreams into needle hole.

Ağlamak / Crying

Gözyaşlarını senden başka kimse silmeyecek. Tanrı bile.
Kimse bilmeyecek. Senden ve Tanrı'dan başka hiç kimse.


No one is ever going to dry your tears but you. Not even God.
No one will know. No one but you and God.

28 Kasım 2012 Çarşamba

Karanlık / Darkness

Gözlerimi kapatmak istemiyorum. Çünkü seni göremeyeceğimi biliyorum. Rüyalarımda bile.



I don't want to close my eyes. Because I know that I can't see you. Even in my dreams.

Yaralar / Scars

Seni öldürmeyen şey daha güçlü yapar. Ama daha mutlu eder mi?


What doesn't kill you makes you stronger. But could it make happier?

27 Kasım 2012 Salı

Bozuk / Broken

Akrebi olmayan bir saat gibisin.



You are like a clock with no hour hand.

Karşılıksız Sevgi / Unrequited Love

Nasıl bir duygudur seni seven tek kadının annen olması?



How does it feel that knowing the only woman who loves you is your mother?

24 Kasım 2012 Cumartesi

Soğuk / Cold

Bir yalana sarılmak
Bir yalanı yaşamak
Bir yalanla yaşlanmak
Hayatın gerçekliği üşütmesin diye



Hugging to a lie
Living a lie
Getting old with a lie
In case not reality of life don't freeze 

12 Kasım 2012 Pazartesi

%

Bazı insanlar daha mutlu, daha zengin, daha rahat, daha tok, daha huzurlu... Bazı insanlar hayatı daha çok seviyor. Bazı insanlar daha uzun yaşıyor.

Azınlıklar ve çoğunluklar, istatistiklerdeki rakamlardan ve verilerden ibaret sadece.



Some people are happier, richer, calmer, more satiated, more comfortable... Some people love the life more. Some people live longer.

Minorities and majorities are just consisting in numbers and datas in statistics.


11 Kasım 2012 Pazar

Yalan / Lie

Gerçekten sevmemek, özlememek, önemsenmemek, yapmamak, gerçekleri söylememek, gerçekçi olmamak...

Siyah ve beyazın tüm tonlarından yalanlar



Really not loving, missing, caring, doing, telling the truth, being realistic...

Lies from all tones of black and white

25 Mayıs 2012 Cuma

Sarhoş Olma İhtiyacı / Necessity Of Getting Drunk


İçmek iyidir dediler. En iyi ihtimal kafanı rahatlatır, keyiflendirirmiş. En kötü ihtimal rezil olur, sakladığın herşey açığa çıkar, ve tam anlamıyla içini dökermişsin. Çünkü hayat ayıkken bir süre sonra çekilmez oluyormuş. Seni zehirleyen şey alkol değilmiş. Sakladığın için kurtulamadığın acın, sıkıntın ve yalnızlığınmış. Birkaç kadeh, bardak ya da şişe yardımcı oluyormuş.



They said drinking is good. In best case, it was making your mind free, makes you cheer up. In worst case, everything you hid was coming to the ground and you could puke all you have. Because life gets unbearable after some time when you are sober. What was poisoning you wasn't the alcohol. It was the pain, burden and loneliness that you can't escape from. A few chalice, glass or bottle was helping.


13 Mayıs 2012 Pazar

Ham / Immature

İsterim de isterim diye tutturdu çocuk. Ağladı, zırladı. Herkes ona acıdı. Herkes onun istediğini yaptı. Herkes onu şımarttı. O hepsini tutsak etti.

The kid yelled "I want it." He cried, he sobbed. Everyone had mercy upon him. Everyone did as what he wants. Everyone spoiled him. He imprisoned all of them.

2 Mayıs 2012 Çarşamba

Gri Kazak / Grey Pullover

Kurtulmak istediğin bir dünya, uyanmak istediğin kabuslar ve uyanmak istemediğin rüyaların arasında giydiğin bu şey ruhunu ne kadar ısıtabilir sanıyorsun?

How long do you think wearing this thing could warm you through the world you want to get away, the nightmares you want to wake up and the dreams you don't want to wake up?

Rüzgar / Wind

Her gün yabancıların yanından geçiyorsun. Onlarla tanışmıyor, konuşmuyor, ilgilenmiyor, sevişmiyorsun. Yanından geçip gidiyorlar. Sanki bir daha hiç karşılaşmayacakmışsın gibi.

You are passing strangers by everyday. You don't meet, talk, be interested, make love with them. They are passing you by. As if you'll never come across again.


15 Nisan 2012 Pazar

Özgür / Free

Tıpkı onun bana gösterdiği şekilde ben de çıplak vücudumu doğaya gösteriyorum. Güneş beni bronzlaştırıyor. Hava beni yağmurlarıyla yıkıyor, rüzgarlarıyla okşuyor. Üstümde yapraklarının gölgesi ve ağzımda taze meyvelerinin tadı var. Toprak beni ferahlatıyor ve burnumda çiçeklerinin kokusuyla ona sarılıp uyuyorum.

Hiç ol(a)madığım kadar özgürüm.



Just as nature shows at me, I am showing my naked body to nature. The sun tans me. Air washes me with its rain and cuddle with its winds. I have shadows of leaves on me and taste of fresh fruits in my mouth. Ground refreshs me and I hug and sleep to it with smell of her flowers.

I am free as I could (n)ever be. 


Puzzle

Son parça avucunun içinde olsaydı, onu yerine koymak seni başladığın işi bitirmekteki gibi tatmin edebilecek miydi?



If you had the last piece in your palm, putting them to its place would satisfy you as like finishing the job you started?

31 Mart 2012 Cumartesi

İyi Çocuk / Good Boy

Sana öğretilenlerle senden istenenlerin ne kadar uyuşmaz olduğunu eninde sonunda göreceksin. Yalnız kalarak, arzulanmayarak, istenmeyerek...

Ve seni tanıyan insanlar arkandan, "İyi çocuktu." diyecek.


Eventually you'll see that what wanted from you and what have tought to you don't match. By staying alone, not being desired and not being wanted...

And people who know you will say "He was a good boy." behind you.

10 Şubat 2012 Cuma

İyimser / Optimist

Eğer anlamlandıramazsan da
Tatlı tatlı düşünebiliyorsan
Ya çok naifsindir
Ya çok iyimsersindir
Ya da tuzun kurudur



If you can think delightfully
Even if you can't give the meaning
Either you are so naive
Or you are so optimist
Or you are well-situated


3 Şubat 2012 Cuma

Terk Etmek / Abandon

Bazen yalnız olmak bir seçim değildir. Seçemiyorsanız buna zorlanmışsınız demektir.



Sometimes being lonely isn't the choice. If you can't choose, it means you get forced for it.

22 Ocak 2012 Pazar

Zararsız / Harmless

Kendini ehlileştir biraz. Yanlış yerdeki yanlış erkeksin sen. Seks hakkında konuşma, düşünme. Soğuk olan soğuk kalsın. Kendini ısıtıcı sanma. Çek elini oradan! Açma o videoyu!

Sen en iyisi aseksüel ol. Söyleyecek yalanlar yok. Saçma taktikler yok. Seyircilerin ve oyuncuların olduğu bir oyun yok. Yatağın olduğu hiç bir sahne yok. Fena mı?

Zararsız olursun. Daha az acı çekersin.


Make yourself tame. You are the wrong guy in the wrong place. Don't talk, don't think about sex. Let the cold stay cold. Don't think yourself as a heater. Get your hand from there! Don't play that video!

Better tell, just be asexual. There are no lies to tell. No stupid tactics. There is no play that has audience and actors and actresses. There is no scene that has bed. Is it bad?

You'd be harmless. You'd suffer less.

7 Ocak 2012 Cumartesi

Benim İçin Fazla Güzel / Too Beautiful For Me

Sana baktığım zaman kendimi değersiz hissediyorum. Ulaşması çok zor, o kadar yüksek bir yerde duruyorsun ki tırmanırken düşersem, tekrar ayağa kalkamayacağımdan korkuyorum, başarısızlığımla dibine girdiğim yerden. Gözlerinin rengini çok seviyorum ama bana bakman acı veriyor. Acınası ruhum teşhir oluyor. Dudaklarının arasından çıkacak hiçbirşeyi duymak istemiyorum. Altı hiç şansımın olmadığı vurgulayan sözlerle çizili cümlelerin var.

Herşeye rağmen buradasın. Yaşıyorsun ve umutsuzcasına atsa da kalbim, yaşadığımı hissettiriyorsun.

Ve çok güzelsin. Benim için fazla güzel.




When I look at you, I feel worthless. You are staying in high where so difficult to reach that if I fall while climbing, I am scared to not standing up again from the the ground where I fall into.
I love the colour of your eyes but the way you look hurts me. My pitiful soul is being exposured. I don't wanna hear anything you comes out from your lips. You have underlined sentences which emphasizes that I have no luck at all. 

Despite everything you are here. You are alive and even my heart is beating desperately, you make me feel alive.

And you are so beautiful. Too beautiful for me.




3 Ocak 2012 Salı

Utangaç / Shy

Beğenini dile getirememek. Reddedilme korkusu. Onun güzelliğiyle kalp atışlarının artması. Büyük bir tutkuyla içten içe yalnız yanmak. Senin zaafın bu.


Not mentioning your liking. The fear of being rejected. Increasing your heart beat with her beauty. Burning deep down alone with a big passion. This is your weakness.


Arzu / Desire

Tek birşeyi elde etmek için elindeki herşeyi vermeye hazırsın. Bir hayali elde etmek için tüm gerçeklerden feraget etmeyi amaçlıyorsun. İçinden gelen herşeyi söylemek istiyorsun. Tüm önyargılardan, endişelerden ve kıyafetlerden kurtulmanın hayalini kuruyorsun.

Seni besleyen şey aşkını da besleyecek. Senin mutluluğun onu da mutlu edecek. Arzunun ateşi tüm buzulları eritecek ve sular altında beraber boğulacaksınız.

Sonsuza dek.


You are ready to give everything you have to just get one thing. You are planing to relinquish all the truth to get one dream. You want to say everything comes up from your mind. You are dreaming to get free from all prejudices, anxieties and clothes.

What feeds you, will feed your love as well. Your happiness will make him happy as well. The flame of the passion will melt all the glaciers and you will be drowning together under the water.

Forever.